Okumaya karan veren herkese ilk olarak merhabalar diyorum. Yine bir öneri üzerine aldığım bir albüm ile devam etmek istedim.
Siz okumadan öncelikle şunu söylemeliyim ki Lana'nın birkaç şarkısı dışında hiçbir şarkısını dinlemedim. Hele ki Ultraviolence'i hiç dinlemedim. Yani bu albüm ile herhangi bir fikrim yok. Sadece tür olarak "Alternatif Pop - Rock" olduğunu biliyorum ve rock kısmı da bana hitap eden kısmı. O yüzden de biraz merak ediyorum. Neden hayranlarının bu kadar bağlı olduğunu çözmeye çalışıyorum. Çok uzatmadan albüme geçelim. Yine dinlemek isterseniz en altta Spotfiy listesini bulabilirsiniz. Keyifli okumalar ve dinlemeler efendim.
Cruel World
Açıkçası beklediğim gibi bir şarkıydı. Lana her zaman olduğu gibi şarkılarında kendi sesini önde tutmayı seviyor. Birkaç gitar ve davul sayesinde de bu iş daha çarpıcı bir hale geliyor. Bu şarkı içinse kesinlik bir şekilde diyebileceğim bir şey varsa o da Lana'nın artık kurtulmak istediği aşkından bir şekilde kurtulmuş olması ama bunu zor yoldan başarmış olması. Zaten sözleri her şekilde anlaşıyor. Bizi ayırabilmek için bedenimi bile seninle paylaştım ama hepsi bu kadar diyor. Ayrıca dikkatimi çeken bir yer daha varsa şarkının sonunda bir anda vokallerin tonu değişiyor, daha yüksek bir sesle söylemeye başlıyor. İşte burada sanki karşısındaki kişiye son enerjisi ile demek istediği şeyi anlatmaya çalışıyor. Kesinlikle hafife alınacak bir parça değil ama şuan tüm albümü dinlemediğim için sıralama olarak nerelerde olacağını bilmiyorum.
Ultraviolence
Evet gel gelelim olaylı bir şarkıya. Girişinde kendisine eşlik eden o hafif piyanoya bayıldım. Sanki her çarpıcı bir cümle döküldüğünde ağzından bir nota fırlıyor arkasından. Sözlerinde de olan keman ise arkadan arkadan ahenge karışıyor. Hikaye olarak baktığımda ise gerçekten biraz farklı. Aşkı şiddetle anlatmış. Bahsettiği kişiye öyle aşık ki aralarındaki çekim toksik bir ilişkiye, hatta şiddete kadar ilerlemiş. Ama Lana tüm olanları romantizm çerçevesinde ele alıyor. Ki bence de başarılı alıyor.
Shades Of Cool
Şimdi ise yolculuğumuzda biraz daha içeri doğru ilerliyoruz. Tam olarak da aralarındaki uzaklığın sebebine. İlk önce hikaye hakkında konuşmak istiyorum. Çünkü diyecek çok şey var. Konusu Lana'nın acı bir gerçeği kabul etmesini ele alıyor, hatta çok acı. Kendisi ne kadar onu sevse de bir türlü aralarında bir şeyler tam oturmuyor. Bunun nedeni ise bu aşkın Lana tarafından tek taraflı olması. Adamın hayatında bir sürü kadın, tonla uyuşturucu ve daha fazlası var. Ve hatta daha fazlasını istiyor. Lakin Lana bunu bilse de bir aşk duyuyor ona bağlılığını kesmiyor. Hatta bir yandan da üzülmemek için kendini avutuyor seni aramaz beni arar diye. Fakat bunlar olurken adam başka biri ile oluyor. Müzik kısmına gelecek olursak genellikle gizemli bir ton kullanılmış. Yani hikaye ile uygun. Siz de bunun içinde rahatça sürükleniyorsunuz. Sonda da kendini açıkça ifade ediyor. Son kez ve elindeki tüm kozlarını oynayarak. Tam o anda gitar öyle bir giriyor ki tek kelime ile inanılmaz. Orada işte Alt-Rock'ı iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Şuan a kadar herhalde favorim bu.
Brooklyn Baby
Bence bu şarkı kesinlikle bir önceki şarkının devamı niteliğinde. Sadece biraz farklı. Hala onun dikkatini çekme peşinde lakin dediğim gibi farklı. Kendini ona ulaştırmak için her şeyi yapıyor. Entelektüel davranıyor. Havalı davranmaya çalışıyor. Soran olursa yeni biri olmak için ama asıl amacı ise onun dikkatini tekrar üzerine alabilmek için. Biraz daha slow bir parça olmuş bu sefer. Slow davullar ve slow bir ritim. Hep aynı yerde sayan. Hayranları da bu şarkıyı beğenmiş olacak ki popüler şarkıları arasında.
West Coast
İşte gerçek bir iç çatışma ile karşı karşıyayız. Kaçmak ile bağlanmak arasında. Bir yandan seviyor, deliler gibi aşık ancak onun bunu tekrar yıpratacağından korkuyor. Yanaşmak istemiyor. Kendi içinde hala bir şeyler raya oturmuyor. Altyapı da da bunu net bir şekilde görebilmek mümkün. Çarpıcı soundlar, değişen ritim ve ton. Her bariz olarak dinleyiciye aktarılıyor.
Sad Girl
Diğer şarkılara göre daha biraz daha hızlı bir şarkı. En azından o bunalmış halini bir kenara bırakmış ve artık ne olacağına karar vermiş. Üzgün bir kız. Burada kendine sad girl demesinin asıl sebebi gerçekten üzüldüğü için değil, öyle görünerek kendini acıdan uzak tutmak için. Canının daha fazla yanmamasını sağlamak. Kısaca hikaye adamın olabilmek için ona adapte olmayı anlatıyor. Arkadan ise sert ve bir o kadar da vokalleri bölmeyecek davullar geliyor.
Pretty When You Cry
Yine girişte o gizemli gitar karşılıyor ve bizi şarkıya bir nevi entegre ediyor. Aslında Shades of Cool'a benzer bir şarkı ikisinde de adamın yaptıklarından bahsediyor. Ama tabi bunda biraz daha detaylı. Lana, ben seni bekliyorum ve bekleyeceğim diyor lakin hala o Lana'yı yalnızlığı ile tek başına bırakıyor. Ve önceden den dediğim gibi Lana bunun farkında. Lakin bu şarkıda ek olarak bu ikilemde kalmaktan yorulduğunu net bir şekilde ifade ediyor. İşte bu da bize hikayeyi tüm çıplaklığı ile önümüze sunuyor.
Money Power Glory
Artık duyguların Lana için bir anlamı kalmıyor. Onun olabilmek için elinden ne gelirse yapıyor, duygularını onun için sarf ediyor lakin hüsranla sonuçlanıyor. Sonunda da duyguların şimdilik bir işe yaramayacağını anlıyor ve paraya ve güce sığınıyor. Bence hikaye anlatımında birkaç eksik var. Arkadaki davul loopları bana The Weekend'in şarkılarını hatırlattı. Doğrudan da söylemek gerekirse benim hoşuma pek gitmedi, sarmadı beni. Ama bunun sebebi de şarkıyı iyi sindirememekten kaynaklanıyor olabilir.
Fucked My Way Up To The Top
Burada bence albümün başından beri en bariz değişimi görüyoruz. Hala kör kütük aşık. Hala aralarında devam eden bir bağ var. Ama eskisi gibi her şeyini ona teslim etmiyor. Bedenini dahil. Artık biraz da olsa işleri kontrol altına almış gibi duruyor ki bence de güzel sözlerle ifade edilmiş. Sadece biraz alt metinden anlaşılıyor. Yine alttan alttan birazcık da olsa R&B havası veriyor. Dinleme sayısına baktığımda ise diğer parçalardan düşük olduğunu fark ettim ama neden olduğu konusunda herhangi bir fikrim yok.
Old Money
Şarkının adını taşıyan Old Money ismi aslında sembolik olarak kullanılmış. Amaç eskiyi hatırlamak. Yaşanan onca şeyin şuan sadece birer anıdan ibaret olduğunu teyit etmek. Sözlerde de bunu net bir biçimde görebiliyoruz. Girişteki "kırmızı yarış arabaları, günbatımı ve şarap" sözleri de buna gönderme. Fakat burada asıl gerçek hatıra ise aşkı geride bırakmak. Bir nevi rafa kaldırmak. Geçmişi oldukça olgunlukla karşılayan bu parçanın arka planında da gerçekten ustaca çalışılmış. Duyguyu verebilmek için davul kullanmamışlar. Sade bir piyano ve sade bir keman ile bize o hissi resmen yaşatmışlar. Açıkçası böyle bir prodüksiyon gerçekten ama gerçekten ilgi çekici. Zaten bu şarkı ayrıca giriş güzel geldi kulağıma.
The Other Woman
Sırada ise aynı adama aşık olan başka bir kadından bahsediyor. Onun hayatında iniyor. Şarkı bence burada Lana'nın neden bu durumda olduğunu hem de neden o kadına imrendiğinden bahsediyor. Bu kadın ile Lana'nın arasındaki fark tam olarak şu. Lana bağımlı oluyor, ona hasret kalıyor ve gitmesinden çok korkuyor ancak diğer kadın ise adama bu kadar bağlı değil. Seviyor ancak onu hayatının merkezine almıyor. Bu da onu daha az acı verecek bir ayrılığın beklediğini gösteriyor. İşte imrenme de burada işin içine giriyor. O da diğer kadın gibi yıpranmamak istiyor. Bu güçlü bağın parçalanmasında ısrar ediyor. Prodüksiyon kısmı hakkında konuşursak kesinlikle ağır bir Blues parça olduğunu söyleyebilirim. Zaten duyduğunuzda kulağınıza illa ki aşina gelecektir. Bence kesinlikle bir şans vermeyi unutmayın.
Black Beauty
Albümün sonlarına doğru yaklaşırken diğer bir parça ile devam ediyoruz. Şarkı olduğu gibi açıkça bize ne anlatmak istediğini önden veriyor. "Senin için her şeyi yaptım ve kendimden ödün verdim." Olay da bunun üzerinde gelişiyor zaten. Kötü yönde bir değişim. Üstüne çok söylenecek bir şey yok o yüzden geçiyorum.
Guns And Roses
Şarkının altyapısı bilerek monoton ve tekrarlayıcı bir şekilde inşa edilmiş. Ama bilerek böyle yapılmasının nedeni ise şarkının konusunun da bundan bahsetmek olması. Ayrıca dinlerseniz de nakaratın hiç bir yerde patlamamasından da anlarsınız diye düşünüyor. Bu bekleme konusu sözlerde altta kalmış biraz, siz dinleye dinleye gün yüzüne çıkarıyorsunuz.
Florida Kilos
Sonunda biraz daha hareketli ve bizi için çeken bir parça karşılıyor bizi. Sesini biraz daha farklı bir halde kullanmış. Daha çok yüzeysel bir parça olmuş. Yani artık hiçbir şeyi umursamıyor. Tabi bir şeyler hala hissediyor ve bu hislerini de bir şekilde de olsa uyuşturmayı başarmış.
Kısacası albüme genel bir bakış atacak olursak bence zengin bir hikaye anlatımına sahip. Lakin altyapı da buna nazaran daha düz ve sade. Bu da daha oturaklı ve hikayeye önem veren bir albüm olmasına sebep oluyor.
Benden bu günlük bu kadar diyelim, çok yakında tekrar farklı güzel olmasını temenni ettiğim bir albümle görüşmek üzere.

Yorumlar
Yorum Gönder