Hayat

 Yaptığım anketin sonuçlarına göre değerlendireceğim sıradaki albüm Hayat - Sakin oldu. Zaten aklımda bir tane Türkçe albüm yorumlama fikri vardı. Bu da üstüne geldi diyebiliriz. Bu albümü neden seçtiğim konusuna gelecek olursak ise başarısından dolayı. Hemen konuya girmem gerekirse Sakin grubu 1999 yılında Ankara'da Onur Özdemir ve Özdemir Dereli tarafından kuruldu. İlk yıllarında üniversite etkinlikleri, bar sahnelerinde gibi yerlerde çalarak dinleyici kitlelerini genişletti. Ardından gruba Cenker Kökten ve Soner Özışık dahil oldu. 2007'de Rolling Stone dergisinde "Gelecek Vaat Eden Yerli Gruplar" arasında gösterildiler. MTV Türkiye tarafından da canlı yayınlanan Radar Live gibi büyük sahnelere konuk oldular. Ardından da grup 2008 yılında ilk ve son stüdyo albümleri olan Hayat'ı yayınladı. 2011 yılında ise kesin olmayan birçok farklı faktör sebebiyle dağıldılar. Fakat arkalarında bıraktıkları Hayat adlı bu albüm belki de Türk Indie Rock tarihinde yeni bir sayfa açtı. Bu yazıyı okurken dinlemek isterseniz tüm albüme aşağıdaki listeden canlı bir şekilde ulaşabilirsiniz. Keyifli okumalar dilerim.

Kor Bir Ay
Hani bazen bir şarkıyı açarsınız ve sonra yanlış şarkıyı açtığınızı fark edersiniz ya. İşte tam o hissi veren bir parçanın üstünde duracağız şimdi. Şarkıyı ilk açtığınız andan birkaç saniye sonra giren o gitar size şu soruyu sormaya zorluyor. "Ulan acaba ben Radiohead mi dinliyorum?". Hemen ardından ise davullar eşlik etmeye başlıyor. Şimdi ise parçanın ne anlattığına gelelim. Bu parça, zihninin bir köşesinde olan küçük ama yoğun bir anıyı ele alıyor. Bir türlü yürümeyen ya da yürümesini istediği bir ilişkiyi. Devamında da bununla biraz yüzleşiyor. Lakin yüzleşme kısmını da bir nevi alt metinle aktarıyor bize. "Hayalini Bozdurarak". Altyapıya gelecek olursak kesinlikle akılda kalıcı bir gitar riffine sahip. Dediğim gibi özellikle girişteki kısmı ise çok etkileyici. Sözler bittikten sonra ise gitar solosu ile karşılaşıyoruz. Genel olarak değerlendirmem gerekirse bence gayet ideal bir açılış parçası hem indie hem de rock ögesini kesinlikle vurgulamış. O yüzden de albümdeki en sevdiğim parçalardan ilk üçümde olacak gibi.


İkarus Başarsa
Bu şarkının konusu aslında bir Antik Yunan efsanesine dayanıyor. İkarus, usta bir zanaatkâr olan Daidalos'un oğludur. Daidalos ve İkarus bir gün Girit'te bir labirentte hapsolur. Daidalos kaçmak için tüy ve balmumundan kanatlar yapar. Lakin uçmadan önce oğlunu ikaz eder. Eğer çok alçaktan uçarsan deniz kanatları ıslatır, çok yüksekten uçarsan güneş balmumunu eritir der. Fakat bu uyarıları dikkate almayan İkarus başıboşluğun ve özgürlüğün sarhoşluğuna kapılır. Yükseldikçe yükselir, güneş kanatlarını eritir ve denize düşüp ölür. İşte parça da esasında bunu ele alıyor. Ya İkarus başarsaydı? "Bir defa doğmasa güneş." gibi sözlerden de anlayabiliyoruz. Hatta şarkının bir bölümünde yunanca sözler de var. Prodüksiyon olarak bakarsak bence gayet yeterli. Davulların elektro gitarla uyumu da şahane.


Laleler Beyaz
Aslında ilk defa saf bir mutluluk görüyoruz. Beyaz laleler gibi. Sonunda istediği kişi ile birlikte. Ve anın tadını çıkarıyor. Sabahları onun gözlerine bakarak uyanıyor. Omzuna kafasını yaslıyor. Hatta biraz da olsa kendini inandırmak istiyor. Gerçekten senin mutlu ediyor muyum sorusunu soruyor. Lakin her güzel şeyin de bir sonu oluyor. Ama işte burada da alttan da olsa bir veda faktörü işin içine giriyor. Bırakıp gitmesinden korkuyor. Fakat bu anı da bunları düşünerek geçirmek istemiyor. “Evinde son kez olmayı düşündüm, biraz anla” sözleri ile de bunu net bir şekilde görebiliyoruz. Şarkının diğer tarafı için ise pek bir şey diyemeyeceğim. Albüm için tutarlı bir altyapı olmuş ama öyle abartılacak ve Kor Bir Ay parçası kadar güzel bir şey yok.


Bir Ses
Bir Ses, Laleler Beyaz adlı parçanın devamı niteliğinde. Biraz önceki o saf mutluluk yerle bir olmuş ve yerini başıboş bir özgürlük almış. Hani bazen ne yapacağınızı, hangi yöne gideceğinizi bilemezsiniz ya işte tam onun gibi. O kadar dağınık ki artık yolunu ve yönünü kaybetmiş oradan oraya sürükleniyor. Bunu da “Bomboş bir yarın, önü açık, ucu kaçık” ve “Benzim deniz, açık sularda” sözleri ile vurgulanmış. Son olarak şarkıya dönüp baktığımızda fark ediyoruz karakterimiz İkarus'un ta kendisi olmuş durumda. 


Edepsiz Komedya

Evet, gelelim hem albümün hem de Sakin'in en çok dinlenen parçasına. Edepsiz Komedya'ya. Artık karakterimizin o geçmişini ve aşkı sadece tozlu sayfalardaki anılar olarak ele aldığını görüyoruz. Hatta bunu ironik bir şekilde ele alıyor. “‘Aşk bir kaza’ dedin bizse sağ kurtulduk” sözleriyle de bunu bir nebze destekliyor. Yani sonuçta bu ilişkinin bittiğini mizahi bir biçimde aktarıyor bize. Bana göre bu şarkının sevilmesinin en temel nedenlerinden biri de ironik şekilde ele alma işi. Ama takdir ettiğim başka bir şey daha var  Demek istediklerini sadece sözler ile değil basit ve çok anlamlı ritimi ve altyapısı ile başarması. Çünkü bu sefer daha coşkulu bir melodi duyuyoruz. Bir nevi dalga geçer gibi. Bu gibi faktörler de bu şarkıyı albümün favori şarkısı yapıyor.


Bu Defa
Bazen eskiden dediklerinizden pişmanlık duyarsınız ya, işte o hesap bu hesap. Edepsiz Komedya'daki bu geçmişe ironi ile bakma işi nedense bir türlü kafasına yatmamış. O yüzden bu şarkıda geri bir adımla karşılaşıyoruz. Nedensiz ama bir yandan da üzgün bir ağıt var. Lütfen bana ve bize bir şans daha ver diye. Aslında bunun gibi kararlar insanın karakterini olumsuz yönde etkiler. Ama böyle yapılmasının bir sebebi de karakterin gerçekten de yolunu kaybetmiş olması.



Denek Hayatım
Belki de şuan albümün hem en çarpıcı hem de en güçlü parçasındayız. Denek Hayatım sadece bir şarkıdan çok size geçmişi unutmamanız için bir yol gösterici. Bu geçmişe gelecek olursak şarkının sözleri Pamukova Hızlandırılmış Tren Faciası'nı işliyor. 2004 yılında Ankara - İstanbul hattında çalışan hızlandırılmış tren, Sakarya Pamukova / Mekece yakınlarında aşırı hız nedeniyle raydan çıkıyor. Bunun sonucunda 80 kişi yaralanırken 41 kişi hayatını kaybediyor. Kazanın sebebi ise tren altyapısı yüksek hıza uygun olmayan bir hatta, kurumsal baskıyla "hızlandırılmış" şekilde çalıştırılması. İşte Denek Hayatım ismi de yolcuların resmen geri dönüşü olmayan bu hız seferine denek olarak gönderilmesinden geliyor. Ve şarkıya o çaresizlik öyle bir verilmiş ki resmen kanınız donuyor. 

İnan dönüşü yok, bu hız seferi
Bak bu tren devrilir, bağırır bu raylar
O sahte, o kart düzene


Yağmur Güncesi
Yağmur yıllar boyunca aynı şekilde ve durmaksızın yağdı. Şarkı da yağmuru yaşanan sürekli yorgunluk ile bağdaştırıyor. Yaşanan onca şey olurken bu yorgunluğun devam etmesi ve bunun bir şekilde de olsa önüne geçememesi. Bunu engelleyemediğini bildiği için de artık çok fazla önünde duramıyor. Bırak olsun diyor. Onu da 
“Yağ, yağmur yağ” sözleri ile anlıyor. Prodüksiyon olarak ise diğer şarkılardan çok farklı değil. Ama dikkat çeken kısımlardan bir ton yüksek bir ton alçak çalınan gitar ve basit bir davul. Bu parçayı beğenmemin sebebi anlatmak istediği şeyi başarılı bir şekilde dinleyiciye sunması, genel olarak parçada ki o yorgunluğun vokallere işlemesi.


Kırmızı Oda
Parça bizi içine çekmek için davul ve gitarla karşılıyor, çok geçmeden de hemen konuya giriyor. Kırmızı Oda kelimesi burada metafor olarak kullanılmış. Zihnin sanki uykuyla uyanıklık arasında kalması ve bu iki durak arasındaki gidip gelmesi. Şarkının içinde kendini tekrar etmesinin sebebi, zihnin dönüp durmasından kaynaklanıyor. Minimal enstrüman kullanımı, boşluk hissini daha iyi verebilmek için. Nakaratın sürekli gelmesi de artık dört duvarın arasında kaçamadığına işaret. İşte bu gibi faktör şarkıyı ustaca planlanmış bir sanat eserine dönüştürüyor.


Dönsün
Anlatıcı bu sefer hesap sormak istiyor. Yıllar boyunca sistem tarafından dışlanan, istenmeyen hatta ve hatta kimliği ve hayatı başka kişiler tarafından belirlenmiş biri olarak bu sefer tüm öfkesiyle ona bunları yapanlardan hesap soruyor. Şarkıya girerken "Hey dünyalı duysana sesimi, uzaktayım", "Göründüğüm yerden inan çok farklıyım" sözleriyle artık eskisi gibi olmadığını ve bazı şeyleri fark ettiğini anlıyoruz. Sadece bu öfkeyi sözlerinde değil altyapısından da anlıyoruz. Dinlediyseniz zaten anlamış olmasınız çünkü parça albümdeki diğer parçalardan daha agresif enstrümanlara sahip. Sert ve asla kesilmeyen gitar. Ayrıca gitar tam nakarata girmeden önce daha da coşuyor ve basamak basamak ton yükseltiyor. Davullar ise hiç olmadığı kadar vurdumduymaz çalınmış. Son olarak ben bu parçayı sadece bir şarkı olarak görmüyor. Bence bazı yerlerinden alınması gerekilen derslerinde olduğunu düşünüyorum. Çünkü insanın bir süre sonra kendini toplumsal normlardan ve birçok şeyden ayırması, buna karşı gelmesi lazım.


Sentetik Sezar
Bu şarkıda da "Sezar" kelimesi alegori olarak kullanılmış. Tüm gücü elinde tutan, otoritenin başındaki, yani bir nevi tiran. Sentetik kelimesi ise Sezar'ın doğal başarı sonucunda bu konuma gelmediğini, meşrulaştırıldığını gösteriyor. Konu ise bu otoritenin başında ki kişi olan Sezar ile anlatıcının sessizleştirilmiş hikayesi. Aradaki bu güç farkını dinleyiciye daha iyi yansıtabilmek için de altyapıda daha sakin tonlar kullanılmış. Karakterin çaresizliğini anlatan bir sankinlik.


Dediğim gibi Türk Indie Rock tarihinin en iyi albümlerinden olan Hayat, 2008 yılında çıkmış olmasına rağmen hala aylık 340 bin dinleyicisi var. Bana göre bu başarıya ulaşmasının nedeni albümün gerçek kitlesine ulaşması. Dinleyen herkes Sakin'in ne kadar başarılı bir iş çıkardığının farkında ve severek dinliyor. Tabii ki gönül ister dağılmamış olsunlar ama maalesef 2011 yılında dağıldılar.

Bugünlük benden bu kadar olsun. Kendinize iyi bakın. Diğer incelemelerde görüşmek üzere.

Yorumlar